okul öncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul öncesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mar 2016

OKUL ÖNCESİ ŞARKILARI

                

                        


ELMA KURDU



Ben bir elma kurduyum
kıvrıla kavrıla gezerim
Nerde bir elma görsem
Dayanamam yemeye 
Kirt Kirt nananininom


Kirt Kirt nananininom


KELOĞLAN



-Keloğlan,Derdin ne

-Evlenmek

-Evlensene
-Param yok
-Çalışsana 
-Gücüm yok
-O zaman sana kız mız yok

EŞEK

Neden eşekçiğim kulakların dik
kuyruğun uzun çıkık omuzun
Üstüne binsem,gezmeye gitsem 
Sanada söylesem deh deh deh

Üstüne binsem,gezmeye gitsem 

Sanada söylesem deh deh deh





ELLERİM TOMBİK TOMBİK

ELLERİM TOMBİK TOMBİK,
KİRLENİNCE ÇOK KOMİK!

KİRLİ ELLER SEVİLMEZ!
GÜZELLİĞİ GÖRÜLMEZ,

SAÇLARIM BAKIM İSTER
HELE DİŞLER, HELE DİŞLER

UZAYINCA TIRNAKLAR
KİRLENİNCE KULAKLAR,
SANA PİS DERLER,GÜLERLER!
SANA PİS DERLER,GÜLERLER!




HAMDİ DAMDİ
KOCAMAN BİR KAFASI VAR,
KÜÇÜCÜK BİR VÜCÜDU VAR,
BAŞINDA MİNİCİK BİR ŞAPKASI VAR,
HAMDİ DAMDİ!HAMDİİİİ DAMDİ!

SALLANARAK YÜRÜYORDU,
NEŞE İLE GÜLÜYORDU,
KARŞISINA ÇIKTI BİR DUVAR,
NEDE YÜKSEK BOYUUUU VAR!
DUVARA ÇIKTI TIRMANDI,
HAMDİ DOMDİ YUVARLANDI!
BUNU YAPMAYI KOLAY MI SANDI?
CANI YANDI!CANIIII YANDI!





PİNOKYO
BENİM GÜZEL TAHTACIĞIM;
SENDEN KUKLA YAPACIĞIM,

TESTEREYLE KESECEĞİM;
KIRT KIRT KIRT KIRT KIRT DİYE!

ÇİVİLERİ ÇAKACAĞIM,
TAK TAK TAK TAK TAK DİYE!

PİN PİN PİNOKYO
İSMİ DE OLSUN PİNOKYO...

ÇIPLAK OLMAZ! GİYDİRELİM,
BİR ELBİSE DİKTİRELİM,

BİR PANTOLON,BİRDE ŞAPKA
İŞTE OLDU BİR KUKLA.

PİN PİN PİNOKYO
İSMİ DE OLSUN PİNOKYO...




KÖYLÜ KIZI

KÖYLÜ KIZI ÇAMAŞIR YIKAR;
ÇAMAŞIR DA KİRLENİNCE DÖNE DÖNE AĞLAR!

KÖYLÜ KIZI BULAŞIK YIKAR;
TABAK DA KIRILINCA DÖNE DÖNE AĞLAR!

KÖYLÜ KIZI SAÇINI TARAR;
TARAK DA KIRILINCA DÖNE DÖNE AĞLAR!

KÖYLÜ KIZI YUMARTA TOPLAR;
YUMURTA DA KIRILINCA DÖNE DÖNE AĞLAR!




HAPŞU!

SONBAHAR GELDİ, LEYLEKLER UÇTU, YAĞMURLAR DÜŞTÜ
HAPŞUUUUUU!!
HAP HAP HAPŞU!HAP HAP HAP HAP HAPŞU!

HAFTASI OLDU, BETBENİZ SOLDU, MENDİLİM DOLDU
HAPŞUUUUUU!!
HAP HAP HAP HAPŞU!HAP HAP HAP HAP HAPŞU!




ANNE KARNIM ACIKTI

ANNE KARNIM ACIKTI,
BAKTIM DOLAP AÇIKTI,
HÜP! ETTİM KOCA PASTAYI,
FIRLATTIM BOŞ TABAĞI...

SENİ GİDİ YARAMAZ!
DOLAP AÇIK OLAMAZ!
ZEYTİN PEYNİR YOK MUYDU?
ONLARA KARNIN TOK MUYDU?

TOK,TOK,TOK,TOK!
AKŞAMA SANA YEMEK YOK!!




MİNNOŞ
BİR KEDİM VAR ADI MİNNOŞ,
YÜRÜR PEK HOŞ,SANKİ SARHOŞ!

BULURSA İP; OYNAR ŞİP ŞİP...
BULURSA TOP;OYNAR HOP HOP ...

BİR KEDİM,FARE TUTAR
YERE YATAR,TAKLA ATAR

BULURSA İP OYNAR ŞİP ŞİP...
BULURSA TOP;OYNAR HOP HOP...




POSTACI

BAK POSTACI GELİYOR,SELAM VERİYOR
HERKEZ ONA BAKIYOR,MERAK EDİYOR

ÇOK TEŞEKÜR EDERİM!POSTACI SANA
PEK SEVİNÇLİ HABERLER,GETİRDİN BANA

HAYDİ GİT GÜLE,UĞURLAR OLSUN
ELLERİN DERT GÖRMESİN,KISMETLE DOLSUN

"BUGÜN YALNIZ BU KADAR DARILMAYINIZ, 
YARIN YİNE GELİRİM HOŞÇAKALINIZ"




CEVİZ ADAM

CEVİZ ADAM ŞİP ŞAP ŞOP!
BURNU UZUN LÜ LÜ LÜ!!!

KAŞI KEMAN GIY GIY GIY!!
SAÇI RÜZGAR VU VU VU!!

KARNI DAVUL GÜM GÜM GÜM!!
BİZE DE GÜLER HA HA HA!!!




23 NİSAN

23 NİSAN KUTLU OLSUN,
SEVİNİN KÜÇÜKLER,ÖVÜNÜN BÜYÜKLER
23 NİSAN KUTLU OLSUN!

ÇOK BÜYÜK BU BAYRAM BU BAYRAM,
HERKESE KUTLU OLSUN!
ÇOK BÜYÜK BAYRAM BU BAYRAM,
HERKESE KUTLU OLSUN!



HAPŞU

Sabah uyandım hapşu
Burnum akıyor hapşu
Biraz da ateşim var,boğazım acıyor Hapşu

Arabaya bindik
Doktora gittik 
Göğsümü açtı
Tık tık yaptı
Ateşimi ölçtü
Boğazıma baktı 
Sonra başımı okşadııı
Yemeğini ye
İlacını iç
Mışı mışıl uyu dedii
Ha ha ha İYİLEŞTİM:)



YALANCI

BİRGÜN ÇIKMIŞ KIRLARA,ÇİÇEKLİ BAYIRLARA,
YALANCIKTAN BAĞIRMIŞ,KÖY HALKINI ÇAĞIRMIŞ
YALANCI YALANCI,SANA KİMSE İNANMAZ!
YALANCI YALANCI,SÖZÜNE KİMSE KANMAZ!

SOPAYI KAPAN KOŞMUŞ,FAKAT KURT FALAN YOKMUŞ,
ÇOBAN GÜLMÜŞ EĞLENMİŞ, HERKEZ KIZMIŞ SÖYLENMİŞ...
YALANCI YALANCI,SANA KİMSE İNANMAZ!
YALANCI YALANCI,SÖZÜNE KİMSE KANMAZ!

BİRGÜN KURT ÇIKAGELMİŞ,ÇOBANI KORKU ALMIŞ
KİMSE KOŞUP GİTMEMİŞ,YALANCIYI KURT YEMİŞ
YALANCI YALANCI,SANA KİMSE İNANMAZ!
YALANCI YALANCI,SÖZÜNE KİMSE KANMAZ!

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR


·         Çocuğumuz ilkokula başlarken, anne çocuk arasındaki yoğun bağımlı ilişki nedeniyle evden ayrılmaya tepki gösteren çocuklar olabilmektedir. Burada en önemli faktör anne ve babanın bu bağımlı ilişkiyi pekiştirerek sürdürmeye devam etmemesidir.

·         Okul öncesi eğitimi çocuğun yaşamında dönüm noktalarından biridir. İlkokul sürecinde de çocuğun okul öncesi eğitim almış olması bu dönemi sakin ve sağlıklı geçirilmesi için çok önemli bir etkendir. Ancak bu kadar önemli bir süreçte bazı sorunların yaşanması son derece normaldir ve olağan karşılanmalıdır. Aslında bu süreç anne ve baba için de yeni bir başlangıç olmaktadır. Hem çocuğun hem de ailenin bu yeni yaşama uyum sağlaması gerekmektedir. Bu sorunların süreç içinde çözüm bulacağına inanmak ve durumun doğallığı düşünülerek abartılı tepki ve çözüm arayışlarından kaçınmak gerekir. Çocuk ve ailenin içinde bulunduğu kaygı durumu yumuşatılarak çözümlenmeye çalışılmalıdır. Çocuğun kaygı alanları belirlenerek bunların giderilmesi gerekmektedir. Bunun için herhangi bir iletişim engeli kullanmadan (bak herkes alıştı sen hala ağlıyorsun, Ahmet hiç ağlamıyor ama, ağlayacak ne var sen artık büyüdün..vb.) çocuk etkin bir şekilde dinlenmeli ve kaygı duyduğu konular belirlenmelidir. Çocuğun rahatlaması sağlanmalı, duyduğu kaygının normal olduğu ve bu kaygıdan dolayı suçluluk duymaması gerektiği mesajı verilmelidir. Çocuk anlaşıldığını hissetmelidir. Çocukla herhangi bir inatlaşmaya gidilmemelidir, okulun zevkli, heyecanlı ve eğlenceli bir yer olduğu hissettirilmelidir.

·         Okula başlama dönemlerinde çocuğun herhangi bir nedenle başka bir konuda stres yaşaması da okula uyumunu etkiler. (evdeki tartışmalar, çeşitli huzursuzluklar..vs.)

·         Bu dönemde bundan kaçınmak da faydalı olacaktır. Bu dönemde okul ve aile sıkı bir işbirliği içinde olmalıdır. Çocuğun okuldaki problemleri eğitimciler ile paylaşılmalı onların görüşleri alınmalıdır. Sorunların sadece çocuktan dinlenmesi sorunların çözümünde etkili olmayacaktır. Sorunların çözümü için objektif düşünebilmeli anne ve baba olmanın getirdiği duygusallığın etkili olmasına izin verilmemelidir. Çocuk okul konusunda bilgilendirilmeli ama bu bilgiler çocuğun kaygı duyabileceği alanlarda olmalı, abartılı ve çocuğun fazla bir beklentiye girmesine neden olacak türde olmamalıdır. Çocuğun kaygı duyduğu alanlar çocuğun kendisi tarafından söylenmelidir. Kaygı duymadığı konularda sanki kaygı duyuyormuş gibi önceden bilgilendirmek yanlış olacaktır.



Evinden ayrılan bir çocuk için kaygı duyacağı konular ve düşünceleri neler olabilir?
·         Burası nasıl bir yer? Acaba kaybolur muyum?

·         Evim okula yakın mı? Acaba annem veya babam beni almaya gelecek mi?

·         Servis beni evime götürebilir mi? Servis şoförü evimi biliyor mu?

·         Annem babam almaya gelmezse ve servisi de kaçırırsam eve nasıl giderim?

·         Burası çok kalabalık. Bir sürü yaramaz çocuk var. Acaba bana zarar verirler mi?

·         Öğretmenim beni sevecek mi acaba? Ya benimle ilgilenmezse?

·         Öğretmenim de annem gibi olur mu ?

·         Başaramadığım bir şey olursa benimle alay ederler mi?

·         Evde fazla kural yoktu. İstediğimi yapıyordum. Burada bir sürü kural var.

·         Ben bunları çizmeyi biliyorum. Ama bilmeyen çocuklar var. Ne sıkıcı.

·         Yaramazlık yaparsam bana ne yaparlar?

·         Tuvaletimi nereye yapmalıyım?

·         Karnım acıkınca ne yiyeceğim? Doymazsam bana gene yemek verirler mi?

·         Çocuklar bu ve buna benzeri sorulara yanıt arayışı içerisindedir. Çocuğunuzun bundan sonraki okul yaşantısını da derinden etkileyebilecek bu kaygıların doğru biçimde giderilmesi önemlidir. Sağlıklı bir biçimde okula adaptasyonunun sağlanmasının okul olduğu kadar velinin de yaklaşımı ile alakalı olduğunu unutmayarak, kararlı ve bilinçli bir yaklaşım izlenmelidir.

·         Okul başarısını etkileyen pek çok değişkenden söz etmek mümkündür. Başarılı olmak için “çok çalışmak” değil “ekili çalışmak” gerekir. Başarı kavramı tek başına ele alınmamalıdır. Yalnızca akademik başarı, insan hayatı için yeterli değildir. Başarıyı, kişinin o an bulunduğu noktadan bir adım daha ileriye gidebilmesi olarak algılamak gerekir. Fizyolojik, psikolojik, duygusal, toplumsal pek çok durum ve koşullar başarı kavramının içinde yer alır ve etkide bulunur. Başarı her kişi için kendi içinde değerlendirilmeli, başarıya giden yol üzerindeki küçük aksamalar, öğrenmenin bir şekli olarak düşünülmelidir.

·         Okul başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri, öğrencinin, duygusal durumu, öğrenmeye karşı ilgi merak ve isteği, uygun çalışma ortamı, verimli çalışıp çalışmadığıdır. Benlik algısı, başarı üzerinde çok önemlidir. Kişi başaramayacağına inanıyorsa, şartlar ne olursa olsun başarıyı sağlamak çok zordur. Sorumluluk sahibi olmak, planlama yapmak, geleceğe ait hedefleri olmak başarı üzerinde önemlidir. Yeterli olgunlaşmaya sahip olmak, dikkatini bir konu üzerinde toplayabilmek ve odaklanabilmek de başarıyı etkiler.

·         Motivasyon, kendine güven, pozitif düşünmek, etrafından pozitif destek görmek, ilgi ve yeteneklerinin farkında olmak, başarının belirleyicisi olan diğer faktörlerdendir. Başarı çıtasının fazla yüksek belirlenmesi, kişide motivasyon kaybına yol açar. Asla ulaşılamayacak bir hedef gibi görünür.

·         Çocuğun kaygı düzeyi başarıyı etkileyen diğer bir etkendir. Sınavlara karşı öğrencinin tutumu, heyecan durumu, bilgi düzeyi yüksek olsa bile kişiyi etkiler. Sınav öncesi ya da sınav sırasında yaşanan fizyolojik etkiler, sınav performansı üzerinde rol oynar. Kişinin sınava karşı düşünceleri, kendini yetersiz hissetmesi, sınav neticesinde “başarısız” olacağı korkusu, ailesinin, öğretmenlerinin ya da arkadaş çevresinin bu başarıya göre kendisine değer vereceği düşüncesi sınav performansını olumsuz yönde etkiler. Motivasyon ve öğrenme için orta düzeyde kaygı gereklidir. Ancak kaygının şiddeti arttıkça bu performansı düşüren bir unsur haline gelmektedir.

·         Ebeveyn tutumları, çocuğun başarısı üzerinde direk etkilidir. Ebeveynlerden herhangi birisinin, çocuk ile ilgili negatif tutumu, öğrenme isteği ve merakını, benli algısını, değer duygusunu mutlaka etkileyecek, çocuğun da negatif tutumlar ve duygular geliştirmesine neden olacaktır. Çocuklarının hayat başarısı ile ilgilenen ebeveynler, çocuklarının kişilik gelişimlerini akademik başarılarından daha fazla önemseyecek, sadece yüksek not almaları için değil, etkili insan olabilmeleri, kendilerini doğru olarak ifade edebilmeleri, başkalarını anlayabilmeleri, problem çözücü olmaları ve insani değerlere sahip olmaları için de çaba göstereceklerdir. Onun ayrı bir birey olduğunu fark edecek, kendi arzularını onun yapması için zorlamayacaklardır. Kendilerini çocukları üzerinden gerçekleştiren anne baba tutumları çocuk için gerçekten hayal kırıklığı ile sonuçlanacak pek çok olaya sebep olmaktadır. Babası ya da annesi istediği için bir mesleği seçip sonrasında mutsuz olan pek çok insan görmekteyiz. Çocuk gerçekten kendi kararlarını verebilmeli ve bu kararlar için mücadele edebilmelidir. Çocuklarını başarıya odaklayabilecek anne baba, aşırı kontrolden uzak durmalıdır. Otoritelerini çocuğa baskı oluşturacak şekilde kullanmamalıdırlar. Ancak çocuk ile ilgisiz olmadan, mutlaka onun gelişimi ile ilgilenmek, ama bu gelişimin de ona ait olduğu ve onun hayatı olduğu ayrımına varılarak takip etmek, üzerinde konuşmak değerlendirmek gereklidir.

·         Kardeşler arasında başarı düzeyi farklılıkları, bu konuda kıyaslama yapmak çocuk üzerinde olumsuz etki uyandıran bir diğer unsurdur. Aile ortamında bu tarz mukayeselerin yapılmaması önemlidir.

·         Çocuğun sosyal çevresi, arkadaşlık ilişkileri de başarısını etkiler. Belirli bir gruba ait olma ihtiyacı herkes için önem arz eder. Grubun eğitime karşı tutumları, çalışma alışkanlıkları, düşünme biçimleri çocuk üzerinde etkileşim yoluyla, olumlu ya da olumsuz bir tesir yaratır.

·         Okulun ve öğretmenin tutumları da, ebeveyn tutumları kadar çocuk üzerinde etkili olan diğer bir faktördür. Öğretmenin çocuk için en doğru yönlendirmeyi yapabilmesi, teşvik edici olması, başarıyı desteklemesi, eğitim sisteminin çocuğun öğrenmesini sağlayacak şekilde düzenlenmesi, öğretmenin her öğrenci için ona ulaşabileceği yolları bulması, ilgi göstermesi, takip etmesi, öğrencilerin başarısını direk olarak etkiler.

·         Çocukları başarıya götürecek yol, doğru ders çalışma yöntemlerinin uygulanmasından geçer. Verimli çalışma teknikleri konusunda bilgi almak, bunları hayata geçirmek, sınav tekniklerini bilmek, dikkati toplama yöntemleri, öğrenme yöntemleri ve biçimleri konularında eğitimli olmak başarıyı önemli ölçüde etkiler. Zeka tek başına başarıyı etkileyen bir faktör değildir. Ama çalışma tutum ve alışkanlıkları başarı üzerinde rol oynar. Kararlılık, çalışma azmi ve arzusu, tekniği, vazgeçmeme gerçekten başarıyı getirecek unsurlardır.

·         Ders çalışma ortamı, aile içinde yaşanan sıkıntı ve huzursuzluklar, kaygı yaratacak durumlar da başarıyı etkiler.


OKUL ÖNCESİ EĞİTİM NEDİR?



1. Okul Öncesi Eğitim Nedir?
Okul Öncesi Eğitimi, doğumdan, zorunlu eğitim yaşına kadar, çocukların gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yetenekleri göz önüne alınarak, çocukların sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlayıcı, olumlu kişilik temellerinin atıldığı, yaratıcı yönlerinin ortaya çıkarıldığı, çocukların kendilerine güven duymalarının sağlandığı, ebeveyn ve eğitimcilerin etkin olduğu sistemli bir eğitim diye tanımlayabiliriz. 


2. Okul Öncesi Eğitimin Önemi Nedir?

17 yaşına kadar olan zihinsel gelişimin yüzde 50´sinin 4 yaşına kadar, yüzde 30´unun 4 yaşından 8 yaşına kadar, yüzde 20´sinin ise 8-17 yaşlarında elde edildiğini düşünürsek, 0-6 yaşlar için, çocuğun gelişiminin hızla yönlendiği yıllar diyebiliriz. Bu yıllarda temeli atılan beden sağlığının ve kişilik yapısının ileri yaşlarda aynı yönde gelişme şansı çok yüksektir. Bu yüzden çocuğun sağlıklı bir birey olması açısından okul öncesi eğitime önem verilmelidir. Ayrıca çocuğun okul öncesi yıllarda aldığı eğitim ve kazandığı deneyimlerin, ilerki yaşlarındaki öğrenme yeteneği ve akademik başarısıyla ilişkisi olduğu gözlenmiştir. 


3. Okul Öncesi Eğitim Kurumları Nedir?

Günümüzde özellikle büyük kentlerde annenin çalışması, oyun bahçelerinin azlığı gibi nedenlerle küçük çocuğun bakımı, beslenmesi, eğitimi, bilgisi yeterli olmayan kişilerle ya da anneanne ve babaanne tarafından apartman dairelerinde yürütülmeye çalışılmaktadır. Çocuklar evde bu kişiler tarafından ne kadar iyi bakılırsa bakılsın ne kadar çok sevilirse sevilsin; sosyal gelişimini gerçekleştirebileceği arkadaşlara ve oyun ortamına ayrıca evde kendisine sağlanamayan eğitim imkanlarına ulaşmaya ve düzenli bir eğitim programına katılabilmesi için ailenin dışında eğitimcilere ihtiyacı vardır 


4. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarının İlkeleri Nedir?

Çocukların fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal ve dil yönünden yeteneklerine göre gelişmelerini sağlayacak eğitim ortamını sağlamak, 

Dilin gelişmesine ve doğru kullanılmasına imkanlar sağlamak, 

Özbakım becerileri (temizlik, giyinme vb.) kazandırmak, 

Bedensel becerilerini geliştirmek, 

Kendi ayaklarının üzerinde durabilen, bağımsız bir birey olabilmesi için destek olmak,

Yaratıcı yönlerini ve ilgi alanlarını ortaya çıkarmak,

Oyun oynama ve arkadaşlık ihtiyacını gidermek,

Zorunlu eğitime hazırlamak. Bu ilke kesinlikle okuma-yazma öğretimini kapsamamalıdır.


5. Okul Öncesi Eğitim Kurumlarını Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Okulöncesi eğitim kurumu tek ya da iki katlı bahçe içinde müstakil bir binada hizmet vermelidir. Bina iyi ısınmalı aydınlık ve ferah olmalıdır. 

Oyun odaları düz ve geniş bir alan olmalı ve halı kaplanmalıdır. 

Sınıf içinde temel köşeler olmalıdır. (Evcilik, kitap, sanat, blok vb.) 

Materyaller çocukların ulaşabilecekleri yükseklikte olmalıdır. 

Tuvaletler sınıflara yakın olmalı ve çocuk sayısına göre olmalıdır. 

Binanın yerleri kolay temizlenebilen bir malzeme ile kaplı olmalıdır. 

Bahçede oyuncaklar ve top oyunları için düz alanlar olmalıdır.

Öğretmenler okul öncesi eğitim alanında eğitim görmüş, sağlıklı, hoşgörülü, mesleğini seven, hareketli, sabırlı, güleryüzlü, çocuktaki en ufak gelişmeyi görebilen, yeniliklere açık kişiler olmalıdır. 

Her okul öncesi eğitim kurumunun bir eğitim programı olmalıdır. Programlar hazırlanırken çocukların yaşları, gelişim özellikleri ve bireysel farklılıkları gözönüne alınmalıdır. Programların uygulanmasında "yaşayarak öğrenme" ilkesine göre hareket edilmelidir. 

Okul öncesi eğitim kurumunda çocukların konuşma, oyun, resim, müzik, kil, kum, su gibi her türlü geliştirici ve yaratıcı alışkanlıkları kazanabilmelerine özen gösterilmeli; onların ilkokulda karşılacakları görevlere hazır olmalarını sağlayacak ön alıştırmalara yer vermelidir.